Küçük Bir Kırklareli Gezisi

Küçük Bir Kırklareli Gezisi

Kafam o kadar sıkıldı ki dedim hafta sonu şehir dışına çıkayım Edirne‘de oturduğum için burada pek bir gezilecek bir yer yok bende Kırklareli’ne gidip Dupnisa Mağarasına ve İğneada‘ya gideyim dedim. Gerekli yolu 2 gün öncesinden küçük not kağıtlara yazdım. Arabanın torpidosundaki Türkiye haritasından bütün güzarhahı belirleyeyim dedim malum telefon çekmez belki diye iyi ki de hazırlamışım. Neyse cumartesi sabahı oldu sabah 7:30 da evden çıktım. Bizim buradaki börekçi abiden bir kaç poğaça alıp yola çıktım daha sonra mazot alıp Kırklareli sapağına geldim ve yola döndüm 50 kilometre yol yazıyordu. Yaklaşık 30 dakika sonra Kırklareli’ne geldim. Tam şehir merkezine giren yerde bulunan döner kavşaktan sonra müsait bir yere arabayı çektim ve hangi yolu kullanmam gerektiğine baktım. Biraz konumumu belirlemek ve yol ayrımını bulmam zor oldu ama buldum ve yola devam ettim aklımda ilk önce Dupnisa Mağarasına gidip sonra İğneada’ya gidecektim ama tam tersini yaptım iyi ki de tersini yapmışım.

Kırklareli’nden İğneada’ya yaklaşık 1 saat 30 dakikalık bir yol yazıyor 100 kilometre kadar bir yol ancak yol 1 saat 30 dakika kadar sürmedi 2 saat civarında sürdü.Pınarhisar mevkine geldikten sonra tam çıkışta bir polis çevirmesine girdim polis memuru nereye gidiyorsun diye sordu bende İğneada’ya dedim. Sonra polis memuru Vize yolunu kullanma yol kapalı Poyralı’dan sola devam et bende onun dediği gibi yaptım. Neyse iyi ki de öyle yapmışım ki tam istediğim yere geldim. Yola devam ettikten sonra Yeniceden sonra rakım 300’den artmaya başladı ve en yüksek nokta olan Jandarma Kula bölgesine geldim ve bir fotoğraf çekindim rakım resimde gördünüz gibi 810 fotoğrafı çekmek için çok uğraştım acayip bir rüzgar esmekte arabanın kapısını ben açmaya çalışırken rüzgar kapıyı kapatıyordu neyse fotoğrafı çektikten sonra arabaya geri bindim.

Daha sonra yola devam etmeye başladıktan sonra rakım düşmeye başladığı için çok keskin virajların olduğu ve eğimin %10 civarında aşağı olduğu yerlere gelmeye başladı yol bir yerden sonra sakinleşmeye başladığı uzun düzlükler gelmeye başladı ve Demirköy tepeden gözükmeye başladı yol kenarında çok güzel bir yere arabayı çekip bir fotoğraf aldım ve Google Street View için bir çekim yaptım(Bu adresten çekime ulaşabilirsiniz). Aşağıdaki gibi bir manzara ile karşılaşınca yol kenarında uzun bir keyif molası verdim. Etrafta sadece kuş sesi ve doğanın kendi sesi olduğu için 10 15 dakika kadar yol kenarında durakladım.

demirkoymanzara

Yola devam ettim resimde de gördüğünüz gibi Demirköy çok büyük bir yer değil küçük bir yol geçmekte köyün içinde Dupnisa mağarası için ise küçük bir tabela bulunmakta köyün içinde ben dönüşte gideceğim için yoluma devam ettim. Yaklaşık 30 dakikalık bir yoldan sonra sonunda İğneada‘ya ulaştım. Yol da hiç bir yere dönmediğim için yol beni direk merkeze çıkardı. Çok küçük bir merkez olmasına rağmen 3 – 4 süpermarket bulunmakta ve etrafta hep pansiyonlar ve lokantalar  var sahili çok güzel bir yer, her yerden sahili görmek mümkün kilometrelerce sahil gidiyor ve her yer  kum güzel bir denize benziyordu aslında denize girerim diye şort aldım yanıma ama hava çok rüzgarlı olduğu için giremedim sonra Liman‘a doğru devam ettim. Liman’da balıkçı tekneleri ve Sahil Güvenlik Gemisi haricinde bir şey yoktu.

liman

Liman‘a geldiğim de saat sabahın 10’u olduğu için güzel bir köy kahvaltısı yapacak bir yer aradım ancak bulamadım bende biraz köyde gezdikten sonra Limanköy‘de bir Deniz Feneri gördüm ve oraya gittim.Bütün körfezi görüyor her taraf deniz ufuk çizgisi bile denizle son buluyor. Gezdikten sonra bir yer bulamadım bende tekrar merkeze gelip marketten bir kaç yiyecek ve içecek aldıktan sonra geri dönerek Dupsina Mağarasına yol almaya başladım geri Demirköy yoluna geldikten sonra Mağaraya giden yoldan ayrıldım 40 kilometre yol yazıyor ancak hiç bir şekilde yol bitmiyor bütün yol aynı manzara da ve 3 – 5 dakika da bir araba geçiyor ki ben cumartesi günü öğle saatlerinde yol alıyorum. Bir ara cidden korktum yanlış yola mı girdim diye telefon çekmiyor bazen Türk Telekom‘dan mesaj geliyor “Bulgaristan’a hoş geldiniz” diye, kendi kendime dedim burada da telefon çekmiyorsa bilemiyorum artık. Radyo’yu açıyorum sadece Bulgar radyosu çekiyor bende radyoyu kapatıp camı açtım etrafta sadece kuş sesi bulunuyor ve yolculuğa böyle devam ettim. Daha sonra yol kenarında müsait bir yere çektim ve biraz kuş sesi dinledim. Tabi bu arada Street View için bir çekim daha yaptım. (Ona da bu linkten ulaşabilirsiniz.)

dupnisayolkenari

Yaklaşık 20 kilometre yol kaldıktan sonra tekrardan yola devam ettim ancak yol bir türlü bitmiyor yollar kötü ve çok dar üstüne tüm yollar eğimli ve çok bozuk yani 50 ile gitmek bile büyük risk çok sola sağa gidiyor ve arabanın lastiklerini yolda bırakacaktım neredeyse zaten yolda başka araba görmeye imkan yok Mağara yoluna saptıktan sonra 50 dakikalık yolda 2 tane araba gördüm ve sonunda Mağaranın bulunduğu bölgeye ulaştım. Gelince şunu fark ettim Mağara Kültür ve Turizm Bakanlığına aitmiş ancak sadece Mağara çevresine bakım yapılmış.

dupnisamagarasi

Mağara Kuru ve Sulu diye 2 bölümden oluşuyormuş yaklaşık 2000’er metre iç bölümü bulunmaktaymış ancak 200’er metre Turizme açılmış Kuru bölüme normalde giriş ücretliymiş ancak ben girerken para istemediler sanırım daha sezon açılmadı Sulu bölümde macera ve spor tutkunlarına özel olarak açılıyormuş yani kısaca ben sadece Kuru bölümde biraz gezinti sağlayabildim zaten benim gezerken bir Yapım ekibi çekim için hazırlık yapıyordu. Açıkçası mağaranın ışıklandırmasını beğenmedim çok fazla göz alıyor zaten mağaranın tüm açık kısmını gezemedim çünkü ışıklandırması yoktu fenerde hiç bir işe yaramadı zaten.

Mağarayı gezdikten sonra da geri girdiğim yerden çıkmak zorunda kaldım ve aşağıya inip piknik alanın olduğu yere geldim küçük bir yer yapmışlar gözleme tost gibi şeyler yapıyorlardı bende bir gözleme alıp yedikten sonra Sulu mağaranın girişine doğru yürüdüm ancak bir yerden sonra çelik demirlerle kapatılmış bir kapı ile karşılaştıktan sonra mecburen geri dönmek zorunda kaldım ve küçük bir şelale ile karşılaştım çok güzel bir renk uyumu gördüm ve bir kaç fotoğrafta burada çektim.

Buraları da gezdikten sonra başka gezecek bir yer kalmadıktan sonra geri dönüş yoluna koyuldum ama bu sefer geldiğim yoldan geri gitmedim Üsküp yolunu kullanarak direk Kırklareli‘ne bağladım oradan da Edirne’ye geri döndüm. 2 Saat süren geri dönüş yolculuğundan sonra sonunda eve varabildim. Tüm yol boyunca 360 kilometre yol 50 Liralık mazot yaktım. Vaktimin çoğu zamanı yolda geçse de yolda çok keyifli bir seyahat geçirdim. Bu da böyle günü birlik bir gezi oldu bir sonraki gezi yazımda tekrardan görüşmek üzere.

4 thoughts on “Küçük Bir Kırklareli Gezisi

Yorum Yaz